Her Şeyi Bitirmek İstiyorum

Sinema Başka bir Sanat Türüne Dönüşebilir mi?

Sinemanın sınırlarında mı dolaşıyoruz artık? Karşısına oturup izlediğimiz filmler ve diziler artık başka bir sanat türüne mi dönüşüyor? İç içe geçen katmanlar arasında mı dolaşıyoruz? Bu soruları bana düşündürten filmin adı ‘Her Şeyi Bitirmek İstiyorum’. Senaristi ve yönetmeni Charlie Kaufman olan film, ilk olarak 4 Eylül Cuma akşamı Netflix’te karşıma çıktı.

Sinemanın ilk zamanlarında görüntü siyah beyazdı ve ses yoktu, sonra ses girdi devreye, görüntüler renklenmeye başladı. Sinemaya yetmedi tabi ki bu durum, daha fazlasını yapması gerekliydi ama kameranın bir sınırı vardı, oyuncuların olduğu gibi. Sonra 3 boyutlu teknoloji girdi sinemanın hayatına, hayallerdekini ekrana yansıtabilmek için. O da yetmedi.

Sinema sürekli daha fazlasını istemeye devam etti, dediklerini anlatabilmek daha doğrusu gösterebilmek için. Belki de artık sınırına gelmişti, daha öteye gitmesi için kendisinden fedakarlık etmesi veya başka sanatlara yaslanması gerekliydi; bir çıkış noktası arayışındaydı.

Filmde iki sevgiliyle beraber zihinsel ve fiziksel bir yolculuğa çıkıyoruz ya da öyle olduğunu zannediyoruz.

Postmodern bir metin gibi de okunuyor film; edebiyat ustalarının metinleri arasında gidip geliyorsunuz. Filmi izlerken onu okuyorsunuz veya okuduğunuzu sanıyorsunuz ve yönetmenimiz zihnimiz ile oynayıp ekrandaki imgeleri zihnimize yerleştiriyor.

IMDb’de izleyenlerden/okuyanlardan 7.5 puan alan bu filmle ilgili sizleri de yorumlara bekliyoruz.