Sınırlar

Başkalarına yardım ettikçe mutlu oluyor, var olduğunu hissediyordu. Ne kadar çok teşekkür ederimiyi ki varsın toplarsa, kendini o kadar iyi bir insan olarak görüyordu. Kimi zaman neden bunları sana soruyorlar dendiğinde, beni otorite olarak görüyorlar da ondan, diyordu. Belki de öyleydi ama kesin olan, onun böyle görmek istediğiydi. Günün sonunda kendini yorgun, işlerini yarım kalmış ya da yetişmemiş bulurdu, ellerinden, ceplerinden taşan teşekkür ederimlerle Bugün Yapılacaklar listesine ve listede üstü çizilmeden duran yapılacaklara bakardı yan gözle. Omuzları düşer, acaba nerede yanlış yapıyorum diye düşünerek bulaşık makinesini yerleştirirdi. O gün telefonda dakikalarca yeni bir proje geliştirdiği arkadaşını, müşterilerinden gelen telefonlara verdiği yanıtları, çocuklarının yemek, oyun, ödev ihtiyaçlarını karşıladığını ve arada arkadaşlarının dertlerini dinlediğini bile unuturdu. Önceliğini unuturdu, kendini unuturdu ve bu unutulmuşluk sırtını yatağa daha da ağır, daha da yavaş koymasını sağlardı...

Bu hikayeAlacaknevar psikoloji editörlerimizden sevgili Oya Şafak - @ruhum.ben 'in Sınırlar kitabını tavsiye ettiği bir danışanıyla geçen görüşmesinden alıntıdır.